Sponsorlu Bağlantılar

Türk Atasözleri ve Anlamları

Türk atasözleri tarih boyunca insanlığı aydınlatan yol gösteren atasözleridir. Yabancı atasözlerinden ziyade bizim kendi atalarımızın söylediği atasözleri inceleyelim.

Ana gibi yar olmaz, bağdat gibi diyar olmaz
Sevdiğimiz insan bir gün bizi bırakıp giderken anamız hep yanımızda olur, çıkarsız beklentisiz seven insanlara hak ettiği değer verilmeli.

Aklınla rezil olursun, aklınla vezir olursun
İnsan aklını doğru kullanırsa vezir olur, yanlış kullanırsa rezil duruma da düşer.

Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur
Dünya küçüktür, ne zaman karşımıza kimin çıkacağını bilemeyiz uzak mesafeler olsa dahi hiç beklenmedik an karşımıza çıkar.

Malını yemesini bilmeyen zengin her zaman züğürttür
Mal mülk sahibi olan malının kıymetini bilmeyip yaşayamayan insan hayatta daima züğürttür.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla
İnsanlar gelinine doğrudan söyleyemediğinden dolayı kızına söyler gelininin de dikkat etmesini ister.

Anasına bak kızını al
Kişi aile büyüklerine çeker onun huyunu suyunu alır.

Dili olsa da söylese
Yaşananların başkasına tarif edilmesi için o an oradaki bir nesneye ifade edilerek anlatılır.

Ana ile kız, helva ile koz

Zengin helvasını baldan pişirir, züğürt derman için pekmez bulamaz.

Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir

Zengin giyerse sağlıcakla, fakir giyerse nerden buldu ki derler.

Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı

Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir

Az veren candan, çok veren maldan

Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez

Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir

Almadan vermek Allah’a mahsus

Allah sevdiğine dert verir

Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar

Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış

Anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım

Anan güzel idi hani yeri, baban güzel idi hani evi

Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)

Anasına bak, kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak, bezini al

Anca beraber, kanca beraber

Atı atasıyla, katırı anasıyla

Dağ, ovanın süt anasıdır

Dili olsa da söylese (anlatsa)

Dilsizin dilinden anası anlar

Doğan anası olma, doğuran anası ol

Eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)

Kasavetsiz ağız anahtarsız açılır

Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur

Kel yanında kabak anılmaz

Kızım sana söylüyorum (dedim) gelinim sen anla (işit)

Kuşa süt nasip olsa anasından olurdu

Kuzguna yavrusu şahin (Anka, güzel) görünür

Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası

Oğlan atadan (babadan) öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi

Pekmez gibi malın olsun, Antakya’dan sinek gelir

Ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar

Altın anahtar her kapıyı açar

An beni bir kozla, o da çürük çıksın

An iti, kap sopayı

Ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz

Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla

Ağlamayan çocuğa meme vermezler

Ağzına bir zeytin verir, altına (ardına) tulum tutar

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez

Alacakla verecek (borç) ödenmez

Aleme verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı

Allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir

Allah dağına göre kar verir

Ucuna bak bezini al, anasına bak kızını al.

Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.

Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kızında bulursun.

Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur.

Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kızında bulursun.

Vardı bağım malım, gelirdi kardeşlerim; tükendi yağım balım, gelmiyor kardeşlerim.

Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin.

Verip pişman olmaktan, vermeyip düşman olmak yeğdir.

Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin.

Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat.

Yaprağa yapış, atlas olsun; toprağa yapış, altın olsun.

Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.

Aklınla rezil olursun, aklınla vezir olursun

Teyze, ana yarısıdır

Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider

Yâr beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı

Yel kayadan ne koparır (alır, anlar, aparır)

Yiğit lakabıyla anılır

Yolcu yolunda gerek

Dağ dağa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur.

Kimsenin yaptığı, yanına kalmaz.

Sinek küçüktür, ama mide bulandırır.

Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış.

Âdemoğlu hîlebâzdır, kimse bilmez fendini! Her kime rağbet edersen, sakın andan kendini.

Ağaca da çıksa pabucu yerde kalmaz Tarif edilen kişinin hem kurnaz, hem de tedbirli olduğunu ima eder.

Allah isterse bir kulun işini, mermere geçirir dişini; istemezse işini, muhallebi yerken.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.

Bana benden olur, her ne olursa, başım rahat bulur, dilim durursa.

Başım acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğunu eksik etmez.

Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır.

Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak.

Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme.

Dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün.

Deh! denmiş dünyayı, Çüş! diye sen mi durduracaksın?.

Yük altında (yüklü) eşek anırmaz

Malı ongun olanın adı angın olur

İş anlatılıncaya kadar baş elden gider

Kaçanın anası ağlamamış

Kadı anlatışa göre fetva verir

Deme dostuna, der dostuna. Bir gün olur tuz basarlar postuna.

Ekincinin karnını yarmışlar; kırk bu yılcık, kırk bıldırcık çıkmış.

Fincancı katırını ürküten sayısız dayak yer.

Gece yağar gündüz açar, yıl düzgünlüğü; erkek söyler kadın susar, ev düzgünlüğü.

Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme.

Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.

Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun olmaz.

Ihlamurdan odun olmaz, beslemeden kadın olmaz.

Işığını akşamdan önce yakan, sabah çırasına yağ bulamaz.

Kalendere kış geliyor demişler, titremeye hazırım diye cevap vermiş.

Karakışta karlar, martta yağmaz, nisanda durmazsa değme çiftçinin keyfine.

Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden.

Mal istersen bedeninden, evlat istersen belinden.

Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür.

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

Oğlan babasından öğrenir yazı yazmayı, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi.

Oynamasını bilmeyen kız; yerim dar demiş; yerini genişletmişler ; gerim.

Öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar.

Öküz öküzün boynuzunda çamur görmezse korkmaz.

Param seni vereyim de mi düşman olayım, vermeyeyim de mi düşman olayım?

Parayı domuzun boynuna takmışlar da Domuz Ağa! diye çağırmışlar.

Ramazan bereketli aydır, ama duvardan giden kılıca sor.

Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olsun.

Sabahın kızıllığı akşamı kış eder; akşamın kızıllığı sabahı güz eder.

Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir evlat gerek kazana.

Sade pirinç zerde olmaz,bal da gerek kazana;ata malı tez tükenir,evlat gerek kazana.

Sarmısağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.

Şahin gözünü ette açmış; karga gözünü bokta açmış.

Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.

Şubatın sonundan, martın onundan kork.

Tabancanın dolusu bir kişiyi korkutur, boşu kırk kişiyi.

Tarlada izi olmayanın harmanında yüzü olmaz.

Taş çömleğe çarparsa vay çömleğin haline, çömlek taşa çarparsa yine vay çömleğin.

Tilkiye tavuk kebabı yer misin demişler; adamın güleceğini getiriyorsunuz demiş.

Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz

Cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur)

Anlatışa göre verirler fetvayı

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az

Analık fenalık (kara yamalık)

Sponsorlu Bağlantılar

Yorum Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir